18 Nisan 2014 Cuma



Saraybosna sevgilim… ne hasretmişim meğer sana, ne hasretmişim esen rüzgarına; Milijackanda akan suyuna, Başçarşındaki kuşlarına, Ferhadijadaki koşuşturmalara, sanki sende benden bir şeyler olan sokaklarına...

İlerliyorum sokaklarında... Başçarşıdayım kuşlarla, onlar için yem satan yüzlerinde yılların izi olan insanlarınla, kah yaşlı teyzeyim kuşlara yem veren, kah kuşların hareketlerini izleyen dünyayı yeni keşfeden bir çocuğum... biliyorum yaşanılan acıları, çektiğin sancıları ya da bilmiyorum tüm bunları... ya babam ya annem yitti gitti o acılarda,

Uçuyorum bir kuşum şimdi, rahat uçuyorum bir süredir, kuştum ama özgür değildim bir zamanlar... çok arkadaşlar yitirdim insanları hedef alan sniperların atışlarında solumda Gazi Hüsrey Bey Camii, o kudretli yapı, bahçesinde su içiyorum kana kana..
.
Genç bir delikanlıyım Ferhadijada sevgilimle buluşacağım kilisenin önüne gidiyorum bir çiçek alarak; orada... yüreğim pır pır ediyor bir serçe gibi, konuyorum parkta satranç oynayan yaşlı adamın başına, usulca alıyor beni ellerinin arasına hoş bir buse kondurarak...

Şah mat demeye az kaldı sevinçle hamlemi yapıyorum, biraz da alaylı bakışlarımla 60 yıllık dostuma, az şeyler geçirmedi bu dostlar beraber, acılar sevinçler…

Tramvaya biniyorum yorgun bir gezgin olarak, etrafımda bana sımsıcak gülümsemelerini dağıtan insanlar, kadın erkek çoluk çocuk,  sımsıcacık, kalpten,içim ısınıyor, biraz yaşlılarda bu gülüşün altında bir şey var bir sızı sanki... çözemiyorum... tebessümlerin sıcaklığıyla penceremden yola dalıp gidiyorum, kulağımda bir müzik çoook derinden, mis gibi havası çarpıyor Saraybosna dağlarının yüzüme pencereden, dağlara bakıyorum...8 yaşında bir kız çoçuğuyum...el sallıyorum dağlarda mevzilenmiş askerlere, sonra neden ateş açılıyor o dağlardan bana...oysa ben el sallıyordum askerlerimize.. dedemin bir hamlesiyle kurtuluyorum sniper atışından, oysa ki asker sanmıştım onları ben... anlamıyorum...


Sesler geliyor pencereden koşuşturmalar, bir telaş, bir kadın oluyorum pazarda... yemeklik üç beş sebze arayan... zor bulmak ama almalı üç beş sebze, çocuklar aç diyorum, sonra birden ortalık sessizleşiyor bir sızı var bacağımda ama etrafta hiç ses yok, gözlerimi açıyorum her yer kan gölü insanlar telaşlı ama tek ses yok... evde çocuklar aç...
belki bir şeyler bulurum umuduyla yol aldığım pazara giremeden insanların feryatlarını duyuyorum, ama nafile... herşey yerle bir... eskiden hiç olmazsa çocuklar ilgilenirdi bizle, artık onlar da unuttu bizi... ne oluyor bu insanlara ne yapıyorlar diyorum korkudan miyavlayarak... anlamıyorum...


Derken küçük bir kız çocuğu kucaklıyor beni kaçıyor korkuyla...anlıyorum...


Annem buradaydı, nerede annem ? hıçkırıklarımı duymuyor mu kimse ? bu kedicik de nerden çıktı o da benim ki korkmuş, alıyorum kediciği kollarıma sımsıkı sıkıyorum... koşuyorum, koşuyorum, koşuyorum...
rüzgarında savrulup konuyorum yaşlı bir kadının kollarına, ağlıyor, hastaymış kocası ama yokmuş ilaç... neden yok anlamıyorum... içini döküyor bana... gözyaşı düşüyor kanadıma anlıyorum,
ıslanıyorum, rüzgarla savrulup düşüyorum Miljackanın sularına...

Dün gece yanmıştı diğer yapraklarım oysa, yıllarca durduğum o muhteşem binadan niye çıktığımı anlayamıyorum, neden ateşler içinde kaldığımı, iyice içime işliyor su… bakıyorum bir parçam simsiyah eriyip bitiyor suda, başımı kaldırıyorum, bana yıllardır ev olan yer alevler içinde, su buz gibi ama alevler içinde yitip giden geçmişim beni eritiyor... anlıyorum...

Suyun aksinde kendini gören bir askerim... buz gibiyim ama ateş gibi kor... az önce vuruldu çocukluk arkadaşım...

Tramvay penceresinden bakıyorum, bir yanımda Miljacka, bir yanımda kurşun giriyor yüreğime, ince bir sızı hiç acı yok, bir sıcaklık...uykuya dalıyorum... derin bir uyku... sonra neden uyanıyorum, her zaman çocukluk arkadaşımla oynadığımız parktayım, kimi tahta kimi mermer bir sürü işaret var... anlamıyorum... mis kokulu yarim geliyor, elleri yumuşacık... karanfil bırakıyor yüreğime bir de iki damla gözyaşı...anlıyorum...

Yarine ağlayan sevgili oluyorum mezarı başında, içimde bir şeyler kopuyor... karanfilleri bırakırken yüreğine, ellerime bir kelebek konuyor.
Pencereden bakıyorum Miljacka birşeyler söylüyor... çook derinden bir ezgi geliyor kulağıma, iniyorum tramvaydan yürüyorum sokaklarında Saraybosna sevgilim ! Kokusu vuruyor burnuma, bir kelebek uçuyor derken... Ferhadija da iki sevgilinin çiçeklerine konuyor,
çook derinlerden bir ezgi duyuyorum... Saraybosna sevgilim...ne olur bir daha ağlama..!


1 Aralık 2013 Pazar

Sayın Hocam Onlar Senden Korksun



Beşiktaş futbol takımında işler iyi gitmiyor...

Ortada şöyle bir gerçek var; Beşiktaş'ın ilk 11 değeri Fenerbahçe'nin ileri 3 lüsünden daha düşük maliyetten oluşuyor. Birincisi bunu kabul edip, takviye yapmamız lazım. İyi futbol iyi oyuncular ile oynanıyor, iyi futbolcular da iyi hoca ile iyi takım oluyor. 

Bizde Serdar, Ersan, Pektemek, Necip bu takımda oynayamayacaklarını gösterdiler, yeni alınan futbolculardan da zaten yararlanmayı düşünen de yok. Hocamızın ısrar ile istediği Eneramo, yönetimce alındığı söylenen Sezer, gelecek vaad eden Franco, milli futbolcu Kerim Frei, süper yedek Ömer Şişmanoğlu bunların hepsi atıl durumda bekliyorlar, çünkü hamle için değil maçı olumlu olumsuz değiştirilemeyecek pozisyonda oyuna sürülüyorlar. 

Bu sene bize katkı veren Tolga, Atiba ve birazcık da Gökhan oldu ki mazallah onlar da olmasa ne olacağımızı Allah bilirdi?

Bunların yanı sıra bu sezon futbol yapılanmasının başına getirilen sevgili Önder Özen'in de konuştukları ve icraatları arasında büyük bir tezat göze çarpıyor. 

Önder Özen Türkiye'nin en iyi analizcilerinden biri ama "ben Biliç'e teslim oldum, onun işine karışmam diyor" ve Beşiktaş karşılaştığı hiçbir takımı doğru analiz edemiyor. 

Diğer yandan sayın hocamız Slaven Biliç elindeki kadroyu verimli kullanma derdinde ama yedek kulübesini kullanmak konusunda ısrarcı değil üstelik üzülerek söylemek gerekirse kenardan oyunu değiştirecek bir hamleyi henüz göremedik. 

Beşiktaş futbol takımı yıldızlardan oluşan bir kadro değil üstelik bir çok oyuncu da gözle görülen düşüşler yaşanıyor ama bunun sorumlusu tabiki yetkililer, taraftar değil. Galatasaray'ı 80 bin taraftarının önünde rahatça yenmek varken oyunu okuyamayıp yeniliyorsun, Antalya, Karabük, Rize maçlarında hiçbir reaksiyon gösteremeyip puanlar veriyorsun sonra fenerbahçeyi 10 kişi yakalayıp 2-3 önde devreyi kapatıyorsun ama ikinci devre tek doğru iş yapamayıp 1 puanı mucize eseri kurtarıyorsun? 

Hocamız dünyalar iyisi bir insan ama şu güne kadar takıma katkı veremedi, bundan daha kötüsü puan kaybedilen maçlardan sonra yaptığı açıklamalar yenilir yutulur gibi değil. Biz daha hayat devam ediyor açıklamasını hazmetmemişken dakikalarca 10 kişi kalmış rakipten alınan 1 puan iyidir deniyorsa buna bu bünye dayanmaz.

Necip ilk kez Kadıköy'e çıkmış, heyecanını fark eden Tümer yanına geliyor ve diyor ki "sakin ol burası görüp görebileceğin en rahat deplasman, bu forma bu stadta 1-0 önde başlar onlar senden korksun" Sayın hocam onlar senden korksun

Önder Özen çok iyi konuşuyor ama henüz bir icraatını göremedik. Bir taraftar olarak 3 futbolcumuzun gripten dolayı maça çıkamamasının hangi profesyonellik anlayışına sığdığını, futbol takımının neden 60. Dakika kontak kapattığını, alınan futbolcuların çoğundan neden fayda alamadığımızı sorsak ? Adres olarak kimi gösterecek? Bu adres göstermeler onun varlığını sorgulatmaz mı?

Son olarak yönetim kurulunda görevli değerli yöneticilerimiz bizim bu kafamızdaki çekinceleri bu ikiliye sorar mı? Beşiktaş'ın büyüklüğünü bu ikiliye hatırlatır mı bilmiyorum ?

Maharet 10 milyona 11 futbolcu almak mı? Yoksa Sow gibi bir yıldızı alabilmek mi? Serdar'a ve Sezer'e verilen tonla para yerine Atiba katkısında futbolcu bulabilmek mi? Ya da Gökhan Süzen yerine Webo'yu alabilmek midir?

Beşiktaş camiasında şöyle bir izlenim var transferleri yönetim yaptı? Yönetim Kurulu'da biz Özen - Biliç listesini aldık diyor? Sayın başkan çıkıp doğrusunu anlatmalı yoksa bu mazeretin arkasına  sığınıp 1 sezonu çöpe atacağız.

Eski Başkanlarımızdan Serdar Bilgili demişti ki "Beşiktaş'ın kanseri hiçbir iş yapmadığı için hata da yapma şansı olmayan,ama kendini iyi satan kadrolardır" ben bu teşhisi hiç unutmam sizlere de hatırlatmak isterim.

Tanrıverdi, İlker
30.11.2013, Ankara





16 Temmuz 2013 Salı

Eylem Yok, Şüphe Var ...

Anadolu Beşiktaşlılar Derneği İletişim Komitesi ile 16.07. 2013 tarihinde yaptığımız telefon röportajı 


UEFA Tahkim Kurulu'nun itirazımızı red etmesi tüm camianın moralini bozdu. Konu ile ilgili ne diyeceksiniz? 

Daha öncede defalarca söylediğim ve yazdığım gibi Beşiktaş'ı kenar süsü yapmışlardır. Türkiye'de olayın başlangıcında onlarca idda ortaya atıldı. Sonra o meşhur dokuz sayfalık tapelerimizi okuduk hiçbir şey bulamadık, işin ehli insanlara danıştık onlar da birşey bulamadı.
Doğruyu söylemek gerekirse benim Türkiye'deki süreçten ümidim yoktu ama yanlış iş UEFA'dan döner diye düşünmüştüm. Ne yazık ki UEFA da elini taşın altına sokmadı, adalet dağıtma işine girmedi. Türkiye'de ki tamamlanmamış yargı kararlarını dikkate alırken TFF kararlarını tanımadı.

UEFA'nın bu tutumunu neye bağlıyorsunuz ?

Sabah Aziz Yıldırım'ın dağıttığı belgeleri dehşet ile okudum. Öncelikle Türkiye'den kasıtlı yanlış yönlendirme ve eksik bilgi aktarımları var. Bu belgeleri isteyen Fenerbahçe kulübünden alabilir. Daha da önemlisi  UEFA sorumluluk almak istemedi; Şimdi UEFA Tahkim Kurulu gerekçeli kararına bakarsak "Beşiktaş JK, bu suç ilişkisi içinde olmasa da ‘kuvvetli ilişki’ şüphesi nedeniyle gerekçelendirilmiştir; İlaveten, kulübün addedilen olaylardan çıkar sağladığı kesin değildir ancak kulübün sorumluluğu barizdir." demişler. 
Buradan anlaşılan şudur ki : Beşiktaş'ın işlediği bir suç yok ama biz işimizi şansa bırakmayalım, tedbirli olalım. Zaten ortada ceza yok tedbir var diye bir yöneticimiz açıklama yaptı. Bu tedbir UEFA'nın kendini sıyırma olgusudur, işin kolayına gittiler, olan bize oldu.
Diğer taraftan Romen takımının şike yaptığı görüntüler ile sabit iken ceza almıyor, biz ortada birşey yok iken ceza alıyorsak burada devlet ve TFF Beşiktaş'ı yalnız bırakmıştır dersek haksızlık etmiş olmayız. 

CAS mahkemesinden ümidiniz var mı? 

Avrupa'da anket yapılsa en güven vermeyen kurumların başında UEFA gelir. Dünyanın en önemli turnuvası şampiyonlar liginde ihtiyacın kadar gol atabiliyorsunuz ama Fransız takımı olursanız; UEFA araştırmaya bile gerek duymuyor. Sonra çıkıyorlar "sıfır tolerans" diyorlar.  
Benim CAS sürecinden de hiç ümidim yok.Zaten gerekçeli karara nasıl bir gerekçe uydurduklarını gördük. Bundan sonra ne yapabiliriz ona bakmalıyız. Maddi kayıplar öyle ya da böyle atlatılır ama manevi yaraların kapanması zor olacaktır. Demirören döneminin  yarattığı diğer tramvalar atlatılamamıştı, şimdi de bu olay bizi iyice sıkıntıya sokacaktır.


İlker Tanrıverdi
16.07.2013 Digne


 

11 Temmuz 2013 Perşembe

Tolga Zengin Hayırlı Olsun

Anadolu Beşiktaşlılar Derneği İletişim Komitesi ile 06.07. 2013 akşamı yaptığımız telefon röportajı : 



"TOLGA ZENGİN TRANSFERİ BENİM İŞİN 26 MAYIS GÜNÜ BİTMİŞTİ"

Son yıllarda Beşiktaş'ı bu kadar isteyen bir futbolcu görmemiştim. Her futbolcu dışarıdan çok anlam ifade eder ama tanıdıkça büyü kaçar, hayal kırıklığı yaşarsın. Tolga bana Beşiktaş'ı, neler yapması gerektiğinin anlattı, bende tam olarak bu bravo diyebildim ekleyecek bir şey bulamadım.
Beşiktaş ve Trabzonspor arasında küçük pürüzler halledilmişti. Tam el sıkıştılar derken şimdi de Tolga'nın Trabzonspor'dan alacağını siz verin dediler. Burada sorun iki takım yönetiminin de amatörce inada dayalı pazarlık yapması. Haftaya muhtemelen 1-2 kriz daha patlar, araya kadrolu olarak galatasaray girer. 

Ama önemli olan futbolcu, Tolga Beşiktaş'ı istiyor. Transfer bu hafta sonu karşılıklı gaz almalardan sonra KAP'a bildirilecek, Tolga'da kampa en geç önümüzdeki hafta katılmış olacak.

Transfer ciddi bir iş, büyük vebal taşır. Harcanan para Beşiktaş’ın helal parasıdır, bunu düşünerek şimdiye kadar bu konularda sadece fikrim sorulduğunda cevap verdim ama Tolga istisna oldu, onun için çok bastırdım zaten her Beşiktaşlı sahada başarılı, azimli, böyle dik duracak futbolcu ister, Tolga'ya güvenerek bu transfere hayırlı olsun diyorum.


"VELİ'Yİ MALZEME KİM ETTİYSE, ONU DA MALZEME EDERDİM"

Tolga transferinde Veli artı bir miktar para dedikodusu çıktı. Veli'ye bu olaydan etkilenmemesini söyledik ama dinletemedik. Neyse ki Önder Özen' i konudan haberdar ettiler o da Veli'yi sahiplendi. Bu olay durup dururken çıkmamıştır. Veli'de tesadüf bir isim değildir. Üzülerek söylüyorum sırada ki malzeme Olcay Şahan olacaktır. Ben olsam bu malzemeyi birilerinin eline kim verdiyse onu ibret olsun diye malzeme ederim ki bir daha kimse cesaret etmesin.
Beşiktaş emeğin takımıdır, Veli de Olcay'da bu takımın emekçisidir. Benim en çok istediğim transfer Tolga; ama bana bırak artı bir miktar parayı; 1 e 1 takas dersen Veli'yi vermem


"SEZER ÖZTÜRK BENİM İÇİN KOSKOCA BİR HAYAL KIRIKLIĞIDIR."

Hiçbir zaman futboldan çok anlarım demedim sadece yorum yapabilecek düzeydeyim diyebilirim. Ama insandan anlarım. Sezer'in beni ilgilendiren kesiti Fenerbahçe değil Eskişehir. Sezer bana  mücadele ettiği ve etmediği maçları hatırlatıyor, içimi yakıyor. Ben bunu defalarca sayın başkana ve yöneticilere de ilettim.
Bu transferde daha büyük bir skandal yaşandı. Türkiye'de gerçek anlamda profesyonelleşme devrimi yaptığını söyleyen bir kulübün Başkanı istek transfer yaptırdı. Anladığım kadarı ile Sezer'in ismini peçeteye yazmışlar, Ahmet Kavalcı'ya istek yapmışlar o da bu isteği yerine getirmiş. Yani 5 yıldızlı otelde kasa ile sıcak kola dağıtmış ortaya kuru pasta koymuşlar, bizde yiyoruz. Gerçi Beşiktaşlılar artık bunları yemeyecekti?
Buradaki diğer boyut bu düğünü de  Önder Özen seyretti. Zaten Özen'in, yönetim  isteği artı profesyonel tasarruf ile yapılacak transfer bulamacını nasıl bir profesyonel kafaya oturttuğunu da anlamış değilim? Üstelik biz bu konuda sadece başkana kızıyoruz ben de ağırlığını koymadığı için Önder Özen'e daha çok kızıyorum.
Peki şimdi sırada bir sansasyonel transfer var bunu da Önder Özen  tasarrufu olmayacağını kendi söyledi. Arada kırılmayacak bir yönetici isteği olursa ne olacak? Bende Veysel'i istiyorum mesela Eskişehir'den onu alalım diyebilirim o zaman?

 


"ENARAMO KİM? CENK YENİ MEHMET AKYÜZ OLUR? "

Enaramo Sivas'ın yıldız futbolcusu Beşiktaş için iyi yedek diyorlar. TFF'nin yeni uygulaması ile yedek denip ilk 11 e koyulacak vasat transfer gözü ile bakıyorum. Gönül isterdi ki sadece söylenti olsun ama duyumlarım beni yanıltmıyor ise Enaramo Beşiktaş'ta.
Cenk Tosun işini ise anlamakta güçlük çekiyorum, yani nerede kime alternatif oynayacak? Cenk Beşiktaş'a ne verir? Hakikaten anlayamıyorum, Cenk bizim için yeni Akyüz olur.


"ADEBAYOR ZOR, BENCE İRONİ"

Kim istemez ki ama bana biraz ironi biraz hoş seda geldi Adebayor.
Bir de UEFA sürecine göre alınıp alınmayacağı söyleniyor ben buna çok üzüldüm. Bu cümleyi kim sarf ediyorsa Beşiktaş'ın UEFA sürecinde en umutsuzu O dur. Nasılsa bize kötü haber gelir bize de kimse hani Adebayor demez demeye geliniyor gibi?
Şu husus atlanıyor Beşiktaş UEFA'dan 1 senelik ceza almaz Beşiktaş'ın 110 senelik şanlı tarihine hiç yere kara leke sürülür ki bu bizim yakamızı bırakmaz en iyisi Adebayor'u alalım. Avrupa'da olalım. Allah korusun yarın şikeciler bize ahlak dersi verir.


"SERDAR GELİR VEYSEL ZOR"

Gönül ister ki Veysel'i alalım. Kendisi iyi futbolcu iyi bir Beşiktaş'lı ama gözüken o ki Serdar Kurtuluş olacak. Bence Serdar'ın bize faydası olur ama Veysel çok derdimize deva olur.

Bu sene bence Tanju’nun senesi olacak, Pektemek ve İsmail’de sıkıntı olmaz ise Beşiktaş için müthiş transfer yapılmış etkisi olur.


"BEŞİKTAŞ'TA ARTIK MENEJERLER DÖNEMİ KAPANMALI"

Bu iş sözde kaldı özde değişen bir şey olmadı. Bugün hala menajerlerin kamplara girebildiğini, aynı isimlerden futbolcu alındığını duyuyoruz. İnşallah sadece dedikodudur. Daha Aybaba'nın arkasından konuşulan sıkıntılar bitmeden yeni iddalar duymak istemiyorum.


"BJKTV VARKEN..."

Beşiktaş yönetimi tüm basına eşit mesafede BJKTV' e daha da yakın olmalı.
Sosyal medyada takip ettiğim net bir olay var. Beşiktaş muhabirleri huzursuz. Ortada bir ayrım var, bu ayrım iç çekişmelere hatta kızgınlıkla yapılan yalan haberlere dönüşüyor. BJKTV dışında kimse Başkan'ın yanında oturmamalı, tüm basın mensupları, başkanın karşısında eşit mesafede olmalı. Hatır gönül ile bilgi verirseniz birçok kişinin hatırını, gönlünü kırarsınız.



"STAD İLE İLGİLİ ŞEHİR EFSANELERİ ARTIK SONA ERSİN"

Bela anma belayı musallat edersin der annem bizde "stadı bize yaptırmazlar" muhabbetini bırakmalıyız. Bunu konuştukça rakiplerin aklına düşürüyoruz. Kendimize engel yaratmada zaten üstümüze yok, biri çıkıyor kafadan atıyor, o balon dönüyor dolaşıyor onun önüne geliyor, o da attığı yalana kendi inanıyor. Bunları artık bırakalım, işimize bakalım


"KOMBİNENİZİ NERDEN BUYURURSUNUZ ?"

Oynanacak stadı halen bilmiyoruz. Bu muallaktan dolayı kombineleri de satışa çıkaramadık. Şimdi okuyoruz bazı Galatasaraylı yöneticiler konuşuyor, onlar zaten genlerinde var konuşmayı seviyorlar. Neymiş stadı veremezlermiş? TT Arena'nın zemini zaten top oynamaya müsait değil. Bırak bizi Galatasaray'ı bile kaldırmaz. İşte bu iş netleşmediğinden hem gelir elde edemiyoruz hem bunları konuşturuyoruz. Beşiktaş Şükrü Saraçoğlu ile Olimpiyat Stadı arası gider gelir, bence gözüken bu


"SEÇİM BİTTİ"

Beşiktaş'ta seçim bitti. Genel Kurul hiçbir şüpheye mahal vermedi, net bir sonuç çıktı. Şimdi hala Adalı seçilseydi konuşmaları dinliyoruz. Hep diyorum, önümüze bakalım. Beşiktaş'ın başkanı Sayın Fikret Orman'dır. Bunun tartışılacağı yerler Genel Kurullar. Sayın Adalı'da Beşiktaş'a dışarıdan destek versin. Mesela basketbol şubesi sponsor yılan hikayesi bitsin. Ya kendisi ya da aracı olacağı bir firma ile bu işi o sahiplensin. Ortak menfaat Beşiktaş değil mi? Bugün varız yarın başkaları olacak. Beşiktaş hep baki kalacak.



İlker Tanrıverdi
07-07-2013 Sevilla

28 Mayıs 2013 Salı

Sezon Bitti ...



Sezon bitti…

Beşiktaş için sezonun en mutlu olayı taraftarın son 10 senedir bu kulübü hiç olmadığı kadar sahiplenmesi oldu. Son 2 ayda Türkiye değil, dünya spor tarihinde görülmemiş olaylara şahit olduk. Stadı doldurmayı bırakın semte sığmıyoruz artık. Burada en önemli ayrıntı; takımın bir başarısı olmadan peşine takılan milyonlar! Sevinmek için sevmedik kalıbının ilk defa içi doldu. Bu hava korunursa yeni Şerefbey de şansı olan maç seyreder, belediye de semtte genişletme çalışmalarına başlar.

Bu rüzgar iyi değerlendirilmeli. Beşiktaş'ın büyüklüğünün kaynağı işte bu taraftarının duruşudur ! Aşkıdır ! Biz ne zaman kendini büyük sananlar gibi davranmaya başlarsak o zaman küçülürüz. Bu sezon istisnalar dışında futbolcu kardeşlerimiz de sahaya yüreklerini koydular, bunun en büyük sebebi işte bu karşılıksız sevginin yansımasıydı.

Kayseri deplasmanında, formalite maçında bile izdiham var. Rakip takım taraftarı, bizimkiler orada. Çünkü büyük değil EN BÜYÜK gelmişti…Beşiktaş gelmişti. Taraftar Bobo’yu çağırdı alkışladı. Bobo eşinin bizden talep ettiği paranın 1/3 üne Brezilya'da oynayacak kadar iyi Beşiktaşlı. Bizim taraftar da bu ayrıntılara bakmıyor, takmayınca takmıyor ...

Maçın özeti şu: Yarım pozisyonu olmayan Kayseri soldan geliyor, daha doğrusu gelebiliyor. Neden ? Çünkü Beşiktaş hücum da iken net faul ile topu Kayseri takımı kaptı. Neden? Çünkü hoca Erkan Kaş’ı aldı yerine genç yetenek Dentinho’yu koydu, orayı koridor yaptı. Kayserili futbolcu geliyor, geliyor, Gökhan Süzen yanında refakatçi, sonra orta yapıyor rahatça, Cenk seyrediyor, çıkıp alsa pozisyon bitecek ama en arkaya ortalanan top ağlarımızda.

Sonra bir korner, öncesi iki net faul var. Neyse zaten hakemden adalet beklemek bir Beşiktaşlı için ironi... Korner atılıyor Cenk yine seyirci, Bobo süper bir koşu ile golü atıyor, maçta bitiyor.

Son maçında Beşiktaş iyi oynadı, şansızdı. Forvetler rakip kale önünde paslaşacağına şut çekselerdi farklı olurdu. Samet Hocanın gider ayak demeci ''6 pasta 2 kere ver kaç yapmaya çalışan futbolcular'' ben de buna takıldım. bunu futbolculara biri sormalı. Böyle bir olay olmuşsa hakikaten büyük sıkıntı.

Başkan veya hoca değişebilir ama her şeye temiz başlamak lazım, sormak lazım neden yaptın çocuğum diye? Birilerine…

Hocaya, seyirciye küs ama Beşiktaş’a küsülmez

Bu arada kale hep boş. Cenk'i bir Anadolu takımına gönderip 15 sene kadar pişmesini beklesek bize faydalı olacağı kanaatindeyim. Sonra Almeida neden oynatıldı anlamadım ? Adam toptan korkuyor, Muhammed'i ilk 11'e koy eyvallah, Dentinho ne işe yaradı ? Hocam Allah yolunu açık etsin. Sinan, Hasan nerede? Madem maç formalite, genç yetenekler nerede .?. Diye yazmıştım ki ertesi gün Samet Aybaba macerası sonlandırıldı ve beklenildiği gibi Önder Özer Futbol Genel Direktörü oldu. Gidiş ve gelişlere hayırlı olsun diyorum. Hem kişiler hem Beşiktaş için.

Önder Hocayı tanımıyorum ama gerek Avrupa'da gerek Türkiye'de kötü diyeni duymadım. Zaten olması gereken de buydu. Futbol artık ego tatmin edilmeyecek kadar büyük bir Pazar, ekonomi . Burada tek sıkıntı yarın yine hevesli yöneticilerin bu işi amatörlüğe sürüklemesi

Özetle Beşiktaş olarak karamsar ve kötü bir sezona başladık, bir ara umutlansak da hüzün ile bitirdik. Çoğunluğun aksine futboldan çok basketbol takımı beni üzdü, yaraladı. Geçen sene bizi zaferlere alıştıran takım bu sene yüzümüz hiç güldürmedi. Ben bu kadar basit hatalar yapabilen sporcu topluluğunu bu yaşıma kadar bir arada görmemiştim, göreceğimi de sanmıyorum.

Diğer yandan hentbolcularımız da playoff final ilk maçında Ankara’da mağlup oldu. Bu maçı alan rakibin kalecisi, veren de bizim kalecimiz oldu. Ama evimizde bu akşam galip gelerek seriyi eşitledik. Eminim ki en çok alkış ve övgüyü hakeden Müfit Hoca ve öğrencileri üst üste 5. şampiyonluklarına ulaşarak bizi yeniden gururlandıracaklar.

Kötü bitirdiğimiz sezona veda ederken yeni sezona umut ve stadımız Şerefbey’in parıltısı ile bakıyoruz.

Bu pırıltıyı kaybetmemek için sorunlarımızın üstüne gitmeli, gerekli özeleştirileri çekinmeden yapmalıyız.

Bizim en büyük sorunumuz nedir maddiyat ? Sakatlık ? Sportif başarısızlıklar ? Evet hepsi büyük sorunlar ama hepsini topla şu camia içindeki dedikodu illeti kadar Beşiktaş'a zarar vermemiştir. İlk önce bunu yapanlara taviz vermemeliyiz, sonra birlik olmalıyız, kenetlenmeliyiz.

Bugün her önüne gelen bu kulübe sallayabiliyorsa, Beşiktaş yazarı denilen zat-ı muhteremler kulübün altını kazıyor, kendi medyan stadını dile doluyor, arkeolojiye merak sarıp, sarayın ahırından hazine çıkartıyor ise, rakiplerinin kapısından giremezken senin mahremine dalabiliyorlarsa, Salih yıldız, Oğuzhan meteor ise? Senin yönetimin, hocan, futbolcun paçavra diğerlerinin tescilli ahlaksızları kral ise şapkayı koyup düşünme zamanı gelmiş hatta çoktan geçmiştir...

Yazımı bitirirken son parantez de, sevgili dostuma Mesut Urgancılar’a …

Kendim için sevindim. Dostumun ailesine, işine ve benim gibi arkadaşlarına ayıracak zamanı var. Artık mesaj yerine telefon ile konuşacağız. Müsait misin kelimesini sık kullanmayacağız. Onun için sevindim büyük bir özveri ile çalışıyor, sağlığından, hayatından, ailesine ayıracağı zamandan büyük fedakarlıklar yapıyordu. Ama Beşiktaş için üzüldüm… 110 yıllık çınarın en değerli, en faydalı değerlerinden Mesut Urgancılar her ne kadar büyük işler başardı ise de çok az bir zaman diliminde bu kulüp kendisinden faydalanabildi

Yüreğine, aklına, emeğine sağlık dostum…

Bu bir ayrılık ama asla VEDA değil

Saygılarımla


Tanrıverdi, İlker
20 05.2013, Vienna

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…




Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…

Uğur Meleke, Okay Karacan, Hikmet Karaman, Yılmaz Vural ve diğerleri Beşiktaş'ın büyüklüğünü tartışmaya başladılar.

Konuşandan çok konuşturanlara bakmak lazım ama bu zamanlama asla tesadüf değil. Amaç 2004'te başlatılan operasyonu tamamlayabilmek.

Ama şunu unuttular sene 2013... Beşiktaş’ın Başkanı Fikret Orman, muhalefette Demirören’de yok.

Öte yandan daha dün "kümede kal" diye tempo tutulan, Kayseri'de otele borcu var diye kalacak yeri devlet yardımı ile bulabilen Galatasaray'ın bugün bu methiyelere nail olması da tesadüf değildir.

Devlet eli ile yapılan stad Galatasaray'a kaynak yaratmış, iyi transferler ve iyi hoca takıma başarıyı getirmiştir.

Bu başarıda Fenerbahçe'nin yaşadığı çalkantılı şike süreci, Beşiktaş'ın içinde bulunduğu mali kriz ve Avrupa'da inanılmaz şanslı kuralar sonucu kaydedilen aşamalar etkili olmuştur.

Oysa madalyonun öteki yüzünde Galatasaray Türkiye'nin en borçlu Kulübü. Şampiyonluğun ertesi günü borsada hisseleri düşüşe geçiyor ve ertelettiği borçların büyük kısmının vadesi faizleri ile beraber 2014 e çok ağır bir yük getiriyor.

Yine bu Galatasaray SPK'da yaptığı usulsüz işlemler dolayısı ile mahkemelik üstelik sermaye artırımı talebi kabul edilmemiş durumda. Şimdi bize ne Galatasaray'dan diyebilirsiniz? Aslında konumuz tam olarak bu! O kötü şartlarda büyüklüğü tartışılmayan, şimdi sadece başarılarından dem vurulan bir takım varken neden Beşiktaş'ın büyüklüğü tartışılıyor? Bunu hiç düşündünüz mü?

Beşiktaş'ta mali sıkıntılar bitti mi? Hayır! Ama mali terbiye var, tasarruf tedbirleri uygulanıyor. Taraftar kulübü ile barışmış elinden geleni yapıyor. Giderler azalırken gelirler son 10 senenin en iyisi. Sermaye artırımından gelen tutar kulübü rahatlattı, hiçbir sporcusuna ve çalışanına borcu kalmadığı gibi geçmişi 7-8 seneye dayanan davaların tamamına yakını sonuçlandırılmış durumda ki bir yıl aradan sonra Beşiktaş'ımız Avrupa Lisansını da aldı.

Bunların yanı sıra başta Fulya olmak üzere gelir kapıları ile ilgili davalar sonuçlandırılmış ve yeniden gelir getirecek aşamaya gelmiş durumda.

Ama asıl sebep bunlar da değil.

İstanbul gibi bir şehrin en değerli arazisinde Avrupa'nın en modern futbol mabedi yükselecek.

Şeref Bey'in hayatını verdiği mücadelesi, Süleyman Seba'nın canı, Beşiktaş'ı yapılacak mabedi ile yepyeni bir döneme girecek. Daha dün telefona çıkmayan dev şirketler reklam verme sırasına girmiş. Öyle bir mabed ki 365 gün Beşiktaş'a bereket yağdıracak.

Herkesin malumu içeriden dışarıdan yıllarca sabote edilen projeyi bu yönetim hayata geçirdi.

İşte Galatasaray'ı maddi kazanımlara, kümede kalmaktan şampiyonluklara taşıyan devletin stadı örneğini görenlerin uykularını Beşiktaş'ın yapacağı  KENDİ STADI ŞEREFBEY kaçırmaktadır.

Bugün bu kadar sönük bir sezonda Gençlerbirliği maçına muazzam talep oluyorsa , Kartal Yuvaları satış rekor kırıyorsa, taraftar iyiyi kötüyü ayırt etmeyi öğrendi, genel kurul üyesi oyunun namusu olduğu bilincinde ise yarın yeni mabed ile Beşiktaş ve diğerleri olmayacağına kim garanti verebilir? İşte bütün mesele bu ! Ama korkunun ecele faydası yok, bu satılmış topluluğa, bu kokuşmuş sisteme inat güzel günler, güneşli günler göreceğiz.

Sonuç olarak Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…

Yakın zamanda eşi benzeri görülmemiş bir maddi destek ile İstanbulspor’u Beşiktaş’ın yerine geçirmeye çalışanlar oldu. Ama şanlı tarihini, kalplerde kök salmış sevgileri alamadılar.

Dün olduğu gibi bugün de bunu yapamayacaklar yeter ki Beşiktaşlılar en büyük aşklarını hiçbir zaman yalnız bırakmasınlar. Başkan, yönetici kim olursa olsun kulüplerinin arkasında dursunlar, bu son 8 senede olduğu gibi Beşiktaş’ı üzmesinler…

Remzin kartallar gibi manileri yen aş layıktır bu vasıflar sana ey şanlı Beşiktaş…

Saygılarımla

Tanrıverdi, İlker
 06.05.2013, Ankara

 

 

 

20 Mayıs 2012 Pazar

Zbogom (Veda)



Başımızı masanın üstüne koyduk, uyur gibi… ellerimiz kenetlenmiş, karşılıklı otururken ne kadar sürdü bilmiyorum? Kimse konuşmadı. Oysa ay olmuştu görüşmeyeli. Küçük damlalar bir araya gelmiş, mesafeler soğutmuş, kaskatı olmuş, aramıza girmişti. Yüz yüze baksak beklide eritecektik buzulları, gururumuz korktu izin vermedi.
Elimden kaydı bir an eli… titreyen sesi bozdu ölüm sessizliğini

-          Ellerin ellerimi eskisi gibi sarmıyor
-          İncitirim diye korkuyorum

-          Sıcak da değil
-          Öyle mi? Oysa ellerin beni yakıyor, kendi sıcaklığım sanıyorum

-          Saçlarımı eskisi gibi okşamıyorsun
-          Bir teline kıyamıyorum ki

-          Gözlerime bakmıyorsun artık
-          Çünkü öyle bakıyorsun ki bana, kaybolmaktan korkuyorum

-          Sesini duymak artık çok daha zor
-          Konuşursam alacağım cevaplardan korkuyorum da ondan

-          Bizim şarkılarımız vardı, sahi nereye kayboldular?
-          Canımı acıtır oldular

-          Beni koklamıyorsun artık
-          Kendime gelemiyorum çünkü artık kokunu duyamam diye düşünür oldum

-          Sesin okşamıyor kulaklarımı
-          Belki de sana güzel gelmiyordur artık

-          Sabahları uyandırmıyorsun beni neden?
-          Uykuya daha çok ihtiyacımız var artık, rüyalarda hep huzur var

-          Geçmişte yaşadıklarımızı anlatmaz oldun
-          Tükettik herhalde o kadar konuştuk ki

-          Bana seni seviyorum demiyorsun
-          O kadar çok seviyorum ki, söylemekten korkar oldum. Her söylediğimde elin gibi yüreğin de uzaklaşıyor benden…