Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…
Uğur Meleke, Okay Karacan, Hikmet Karaman, Yılmaz Vural
ve diğerleri Beşiktaş'ın büyüklüğünü tartışmaya başladılar.
Konuşandan çok konuşturanlara bakmak lazım ama bu
zamanlama asla tesadüf değil. Amaç 2004'te başlatılan operasyonu
tamamlayabilmek.
Ama şunu unuttular sene 2013... Beşiktaş’ın Başkanı
Fikret Orman, muhalefette Demirören’de yok.
Öte yandan daha dün "kümede kal" diye tempo
tutulan, Kayseri'de otele borcu var diye kalacak yeri devlet yardımı ile bulabilen
Galatasaray'ın bugün bu methiyelere nail olması da tesadüf değildir.
Devlet eli ile yapılan stad Galatasaray'a kaynak
yaratmış, iyi transferler ve iyi hoca takıma başarıyı getirmiştir.
Bu başarıda Fenerbahçe'nin yaşadığı çalkantılı şike
süreci, Beşiktaş'ın içinde bulunduğu mali kriz ve Avrupa'da inanılmaz şanslı
kuralar sonucu kaydedilen aşamalar etkili olmuştur.
Oysa madalyonun öteki yüzünde Galatasaray Türkiye'nin en
borçlu Kulübü. Şampiyonluğun ertesi günü borsada hisseleri düşüşe geçiyor ve
ertelettiği borçların büyük kısmının vadesi faizleri ile beraber 2014 e çok
ağır bir yük getiriyor.
Yine bu Galatasaray SPK'da yaptığı usulsüz işlemler
dolayısı ile mahkemelik üstelik sermaye artırımı talebi kabul edilmemiş durumda.
Şimdi bize ne Galatasaray'dan diyebilirsiniz? Aslında konumuz tam olarak bu! O
kötü şartlarda büyüklüğü tartışılmayan, şimdi sadece başarılarından dem vurulan
bir takım varken neden Beşiktaş'ın büyüklüğü tartışılıyor? Bunu hiç düşündünüz
mü?
Beşiktaş'ta mali sıkıntılar bitti mi? Hayır! Ama mali
terbiye var, tasarruf tedbirleri uygulanıyor. Taraftar kulübü ile barışmış
elinden geleni yapıyor. Giderler azalırken gelirler son 10 senenin en iyisi. Sermaye
artırımından gelen tutar kulübü rahatlattı, hiçbir sporcusuna ve çalışanına
borcu kalmadığı gibi geçmişi 7-8 seneye dayanan davaların tamamına yakını
sonuçlandırılmış durumda ki bir yıl aradan sonra Beşiktaş'ımız Avrupa Lisansını
da aldı.
Bunların yanı sıra başta Fulya olmak üzere gelir kapıları
ile ilgili davalar sonuçlandırılmış ve yeniden gelir getirecek aşamaya gelmiş
durumda.
Ama asıl sebep bunlar da değil.
İstanbul gibi bir şehrin en değerli arazisinde Avrupa'nın
en modern futbol mabedi yükselecek.
Şeref Bey'in hayatını verdiği mücadelesi, Süleyman
Seba'nın canı, Beşiktaş'ı yapılacak mabedi ile yepyeni bir döneme girecek. Daha
dün telefona çıkmayan dev şirketler reklam verme sırasına girmiş. Öyle bir
mabed ki 365 gün Beşiktaş'a bereket yağdıracak.
Herkesin malumu içeriden dışarıdan yıllarca sabote edilen
projeyi bu yönetim hayata geçirdi.
İşte Galatasaray'ı maddi kazanımlara, kümede kalmaktan
şampiyonluklara taşıyan devletin stadı örneğini görenlerin uykularını
Beşiktaş'ın yapacağı KENDİ STADI
ŞEREFBEY kaçırmaktadır.
Bugün bu kadar sönük bir sezonda Gençlerbirliği maçına muazzam
talep oluyorsa , Kartal Yuvaları satış rekor kırıyorsa, taraftar iyiyi kötüyü
ayırt etmeyi öğrendi, genel kurul üyesi oyunun namusu olduğu bilincinde ise
yarın yeni mabed ile Beşiktaş ve diğerleri olmayacağına kim garanti verebilir?
İşte bütün mesele bu ! Ama korkunun ecele faydası yok, bu satılmış topluluğa,
bu kokuşmuş sisteme inat güzel günler, güneşli günler göreceğiz.
Sonuç olarak Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve
ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…
Yakın zamanda eşi benzeri görülmemiş bir maddi destek ile İstanbulspor’u Beşiktaş’ın yerine geçirmeye çalışanlar oldu. Ama şanlı tarihini, kalplerde kök salmış sevgileri alamadılar.
Dün olduğu gibi bugün de bunu yapamayacaklar yeter ki
Beşiktaşlılar en büyük aşklarını hiçbir zaman yalnız bırakmasınlar. Başkan,
yönetici kim olursa olsun kulüplerinin arkasında dursunlar, bu son 8 senede
olduğu gibi Beşiktaş’ı üzmesinler…
Remzin kartallar gibi manileri yen aş layıktır bu
vasıflar sana ey şanlı Beşiktaş…
Saygılarımla
Tanrıverdi, İlker
06.05.2013, Ankara
06.05.2013, Ankara
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder