6 Mayıs 2013 Pazartesi

Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…




Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…

Uğur Meleke, Okay Karacan, Hikmet Karaman, Yılmaz Vural ve diğerleri Beşiktaş'ın büyüklüğünü tartışmaya başladılar.

Konuşandan çok konuşturanlara bakmak lazım ama bu zamanlama asla tesadüf değil. Amaç 2004'te başlatılan operasyonu tamamlayabilmek.

Ama şunu unuttular sene 2013... Beşiktaş’ın Başkanı Fikret Orman, muhalefette Demirören’de yok.

Öte yandan daha dün "kümede kal" diye tempo tutulan, Kayseri'de otele borcu var diye kalacak yeri devlet yardımı ile bulabilen Galatasaray'ın bugün bu methiyelere nail olması da tesadüf değildir.

Devlet eli ile yapılan stad Galatasaray'a kaynak yaratmış, iyi transferler ve iyi hoca takıma başarıyı getirmiştir.

Bu başarıda Fenerbahçe'nin yaşadığı çalkantılı şike süreci, Beşiktaş'ın içinde bulunduğu mali kriz ve Avrupa'da inanılmaz şanslı kuralar sonucu kaydedilen aşamalar etkili olmuştur.

Oysa madalyonun öteki yüzünde Galatasaray Türkiye'nin en borçlu Kulübü. Şampiyonluğun ertesi günü borsada hisseleri düşüşe geçiyor ve ertelettiği borçların büyük kısmının vadesi faizleri ile beraber 2014 e çok ağır bir yük getiriyor.

Yine bu Galatasaray SPK'da yaptığı usulsüz işlemler dolayısı ile mahkemelik üstelik sermaye artırımı talebi kabul edilmemiş durumda. Şimdi bize ne Galatasaray'dan diyebilirsiniz? Aslında konumuz tam olarak bu! O kötü şartlarda büyüklüğü tartışılmayan, şimdi sadece başarılarından dem vurulan bir takım varken neden Beşiktaş'ın büyüklüğü tartışılıyor? Bunu hiç düşündünüz mü?

Beşiktaş'ta mali sıkıntılar bitti mi? Hayır! Ama mali terbiye var, tasarruf tedbirleri uygulanıyor. Taraftar kulübü ile barışmış elinden geleni yapıyor. Giderler azalırken gelirler son 10 senenin en iyisi. Sermaye artırımından gelen tutar kulübü rahatlattı, hiçbir sporcusuna ve çalışanına borcu kalmadığı gibi geçmişi 7-8 seneye dayanan davaların tamamına yakını sonuçlandırılmış durumda ki bir yıl aradan sonra Beşiktaş'ımız Avrupa Lisansını da aldı.

Bunların yanı sıra başta Fulya olmak üzere gelir kapıları ile ilgili davalar sonuçlandırılmış ve yeniden gelir getirecek aşamaya gelmiş durumda.

Ama asıl sebep bunlar da değil.

İstanbul gibi bir şehrin en değerli arazisinde Avrupa'nın en modern futbol mabedi yükselecek.

Şeref Bey'in hayatını verdiği mücadelesi, Süleyman Seba'nın canı, Beşiktaş'ı yapılacak mabedi ile yepyeni bir döneme girecek. Daha dün telefona çıkmayan dev şirketler reklam verme sırasına girmiş. Öyle bir mabed ki 365 gün Beşiktaş'a bereket yağdıracak.

Herkesin malumu içeriden dışarıdan yıllarca sabote edilen projeyi bu yönetim hayata geçirdi.

İşte Galatasaray'ı maddi kazanımlara, kümede kalmaktan şampiyonluklara taşıyan devletin stadı örneğini görenlerin uykularını Beşiktaş'ın yapacağı  KENDİ STADI ŞEREFBEY kaçırmaktadır.

Bugün bu kadar sönük bir sezonda Gençlerbirliği maçına muazzam talep oluyorsa , Kartal Yuvaları satış rekor kırıyorsa, taraftar iyiyi kötüyü ayırt etmeyi öğrendi, genel kurul üyesi oyunun namusu olduğu bilincinde ise yarın yeni mabed ile Beşiktaş ve diğerleri olmayacağına kim garanti verebilir? İşte bütün mesele bu ! Ama korkunun ecele faydası yok, bu satılmış topluluğa, bu kokuşmuş sisteme inat güzel günler, güneşli günler göreceğiz.

Sonuç olarak Beşiktaş’ın büyüklüğü tartışılamaz ancak ve ancak kıskanılır, ayakta alkışlanır…

Yakın zamanda eşi benzeri görülmemiş bir maddi destek ile İstanbulspor’u Beşiktaş’ın yerine geçirmeye çalışanlar oldu. Ama şanlı tarihini, kalplerde kök salmış sevgileri alamadılar.

Dün olduğu gibi bugün de bunu yapamayacaklar yeter ki Beşiktaşlılar en büyük aşklarını hiçbir zaman yalnız bırakmasınlar. Başkan, yönetici kim olursa olsun kulüplerinin arkasında dursunlar, bu son 8 senede olduğu gibi Beşiktaş’ı üzmesinler…

Remzin kartallar gibi manileri yen aş layıktır bu vasıflar sana ey şanlı Beşiktaş…

Saygılarımla

Tanrıverdi, İlker
 06.05.2013, Ankara

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder