21 Haziran 2011 Salı

Bosna Annem, Srebrenisca Kardeşim ...

Senaryonun Başlangıcı… Dinmeyen Kin 1389 Kosova …

Osmanlı Padişahı I. Murat Prens Lazar komutasındaki Sırp kuvvetlerini 1389’da Kosova Meydan Muharebesinde yenmişti. Bu savaştan sonradır ki Türkler ve Müslüman nüfus bölgeye yerleşti. 500 yıllık Osmanlı Yönetiminde; çeşitli ırk ve dinlere mensup insanlar barış içinde kardeş gibi yaşadılar. Tito döneminde Kosova, Federal Yugoslavya’ya bağlı özerk bir cumhuriyetti. İnsanlar yine kardeşçe yaşıyordu. Kosova savaşının 600. yıl dönümü olan 1989’da onbinlerce Sırp faşistini aynı yerdeki bir açık hava mitinginde bir araya getiren Miloseviç, onlara şu ibretlik çağrıyı yapıyordu: "İslâm vebası ülkemize tam buradan yayıldı. Ve biz Sırp vatanseverleri onu yine aynı yerden başlayarak yurdumuzdan kazıyacağız."
Bosna İç Savaşı'nı işte bu sözler başlatmıştı. 



Sovyetler Birliğinin dağılması, Berlin Duvarının yıkılması sonrasında Batının Balkanlardaki çalışmaları da, bu bölgede patlayan savaşlarda oldukça etkilidir. Vatikan, Avusturya ve Almanya,Hırvatistan'ı Yugoslavya'dan ayrılmaya teşvik etti. Hırvatistan'ı çok geçmeden Bosna izledi. 29 Şubat-1 Mart 1992'te Bosnalı Hırvatlar ve Bosnalı Müslümanlar bir bağımsızlık referandumu düzenlediler ve sonuç yüzde 99.7 ile Yugoslavya’dan bağımsızlık ilanı yönünde oldu.

İlk saldırı Hırvatlara oldu ama onların arkasında Almanya vardı. Daha ortada hiçbir şey yok iken ‘‘Hırvatistan ayrılırsa onları tanırız’’ diyen Almanya ilk fitili ateşledi. Karadağ Sırpların yanında yer alırken, arada savunmasız ve çaresiz Boşnaklar kaldı.

İşte tam o sırada ortaya katliamların deneyimli senaristleri çıktı. Vatikan, Fransa, Belçika ve Hollanda. İlk hedef Avrupa’nın ortasında Büyük Yugoslavya’yı tarihe gömmekti. Bunu başardılar çünkü böyle bir devlet tüm Avrupa ülkeleri için ekonomik ve siyasal bir tehditti. İkinci amaç bu iklimdeki Müslüman nefesini sonsuza kadar kesmekti. Bunun için ilk önce Yunanistan ve Rusya üzerinden Sırp Ordusu ve Çetnik gruplara acil silah sevkiyatı yapıldı. Sonra Fransa’nın öncülüğünde silah ambargosu planı devreye sokuldu. Zaten silaha doymuş Sırplar mükafatlandırıldı.

Nisan 1992’de Srebrenisca’nın hemen dışında bulunan Bratunac köyünde yaklaşık 350 Bosnalı Müslüman Sırp paramiliterleri ve özel polis güçleri tarafından ölümcül işkenceye tabi tutulmuş ve katledilmişti.

Tüm dünya sağır ve kör olmuştu. Sırplar olayın Bosna Hersek bölgesinin iç sorunu olduğunu söylerken diğer yanda Müslümanlar boğazlanmaya devam edildi. Sırplar hafta içi işlerinde çalışırken hafta sonları pikniğe gidiyordu. Piknik aslına Müslümanları işkence ile öldürmenin adıydı.

Ülkede Fransız İstihbaratçılarca tecavüz kampları kurulmuş; Bosnalı kadınlara en iğrenç işkence ve baskının yapıldığı bu kamplarda, hamile bırakılan kadınlar kürtaj yapamayacağı evreye gelince serbest bırakılarak Müslüman Boşnak soyu değiştirilmeye çalışılmıştı.

Koskoca şehirler kuşatma altında bırakılmış ve lunaparkta eğlenmeye gidilir gibi çocuk, kadın, erkek, yaşlı hunharca katledilmiştir.

Büyük çapta katliamlar başlamadan önce Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç Türkiye’ye yardımcısını göndermiş ve yardım istemiştir. Ne yazık ki Ankara’dan sabır telkini ve nasihat alan heyet döner dönmez Fransa müjdeyi Sırplara vermiş aynı anda dört bir yanda büyük katliamlar başlamıştır.

Kuşatmanın en ateşli zamanlarında Saraybosna Havaalanına inen silah dolu İran uçağı ise ne yazık ki yine Türkiye Hükümetinin telkinleri ile bir adet mermi veremeden ayrılmıştır.

Tabi ki Türkiye hiçbir zaman Bosnalı kardeşleri bu duruma gelsin istememiştir ancak Türk Hükümeti yıllarca uyguladığı basiretsiz ve korkak dış politikadan ne yazık ki ne Bosna ne Nahçıvan olaylarında vazgeçememiştir.

Boşnaklar Nasıl Kurtuldu ?

Aslında amaç NATO uyanana kadar Müslüman Boşnakların tamamen tarihten silinmesiydi. Peki ne oldu da bu plan uygulanamadı.

Savaşın ilk zamanları Boşnaklar hazırlıksız yakalanmıştı, kimse Kış Olimpiyatlarının yapıldığı Avrupalı bir ülkenin yalnız bırakılacağını düşünememişti. Üstelik sanılanın aksine Bosnalı Müslümanlar şehirde yaşayan sanat ve kültür ile uğraşan mülayim insanlardı. Dağ köylerinde yaşayan esrar ve alkol bağımlısı Çetniklerin insafına bırakılacaklarını düşünemediler.

İşte bu aşamada büyük insan kayıpları verildi. Sonra Bosnalılar artık Sırp olmadıklarını ve düşündükleri gibi Avrupalıların onları kendisinden saymadığını anladılar.

Özellikle Türkiye’den giden subayların verdiği eğitimler ve tecrübeler Bosna Hersek Ordusuna çok faydalı oldu. Bu arada Saraybosna’ya giden Çeçen ve Afgan milislerin gösterdiği üstün cesaret ve başarılar, Bosnalı Müslümanlara özgüven verdi. Sonuçta Çetnikler devamlı sarhoş gezen gücü savunmasız sivillere yeten faşist zavallılardı. Savaş deneyimi olan Çeçen ve Afgan gönüllüler Milli Kütüphane meydanına kadar gelen Sırpları dağlara kaçırırken, Bosnalılar da hayatta kalmayı ve savaşmayı öğrendi. Artık kaçan Sırp kovalayan Bosna Ordusu olunca da NATO devreye girdi.

Sonuç olarak bu savaşta kaybeden sadece Bosnalı Müslümanlar oldu. Savaş sonunda öyle bir anlaşma ve paylaşım yapıldı ki ülkenin % 49’u katillerin elinde kalanı ise bin parçaya bölünerek Hırvat ve Bosnalı Müslümanların elinde kaldı. Mesela Mostar’da Sırplar ile iş birliği yapan Hırvatlara şehrin en güzel yerleri peşkeş çekildi.

Bosna’da yaşananlar o kadar uzak geliyor ki bazen insana, oysa ardan sadece 15 sene geçti. Yakın tarihin ve modern dünyamızın en büyük ayıbı, işlediği en büyük suçu şüphesiz Bosna Savaşı ve bu savaş adı altında Boşnaklar'a yapılan soykırımdır.

Üniversite çağında bu vahşeti televizyonlardan seyreden biri olarak, gün geldi bu toprakları ve bu insanları tanıma onlar ile yaşama fırsatına kavuştum. Yaşanan acı o kadar büyüktü ki bir kısmını yüreğimde paylaşıp aktarma gereği hissettim. Yukarıdaki ilk blogger yazım da bu konu ile ilgili yazmakta olduğum kitaptan alıntıları içermektedir.

Sizede naçizane tavsiyem : Saraybosna’ya, Başçarşıya gidin, kendinizi göreceksiniz


Živjela Bosna

Zdravo

Tanrıverdi, İlker
23.05.2011, Stockholm








1 yorum:

  1. Dehset verici bir fotograf..Guzel bir yazi..
    Maalesef insanlarin tum bu yasananlari acimasizca unutmasi, katletmekteki acimasizliklarina oranla esdeger!

    YanıtlaSil